Daha Sade Bir Hayat, Kim John Payne

Yazar : Çarşamba, Şubat 08, 2017 , ,

daha sade bir hayat


Çocuklu evler için bir baş ucu kitabı bu. Arada sırada çıkarıp okunacak cinsten. Eleştirim yıllardır bizi tüketim manyağı, obez, depresif halklara dönüştüren Amerikan şirketleri ve politikaları iken Amerikalı bir beyefendinin şimdi çıkıp da ''Sadeleşin; daha az ve basit yiyin, oyuncak almayın'' diye bas bas bağırması. Adamların her şeyi aşırı ve fakat sonuca gelirsek, verdiği tavsiyeler yerinde mi yerinde. Eğriye eğri doğruya doğru.

Kitap elimde epeyce gezdi; iki sebepten. İşten eve, evden işe taşımak zoruma gidiyor bir, işime gelmedi iki. İçinde yıllardır debelendiğim rutin oluşturma meselesini öyle dramatik anlatıyor ve gerekliliğine inandırıyor ki ''Vay benim talihsiz yavrularım'' filan deyip ağıt yakasım geliyor.

Puanım 10 üzerinden 8. Kesinlikle tavsiye ediyorum.

Kitapta altı bölüm var:




Birinci bölümde sadeleşmenin gerekliliğini ve kazançlarını  uzun uzun anlatıyor. İkinci bölümün adı duygusal ateşlenme. Yazar tıpkı fiziksel ateş gibi çocuğumuzun duygusal olarak yükseldiği durumlarda da sakinleşmeyi, pijamalarını giydirip yanında olmayı öneriyor. Çevre isimli üçüncü bölümde çocuk odasının öncelikle oyuncaklardan, sonra kitap ve giysilerden nasıl arındırılacağı fazlasıyla uzatılarak anlatılıyor.

Benim için esas vurucu olan 4-5-6. bölümler oldu. Marie Kondo'nun efsane kitabı Derle Topla Rahatla'yı okuduktan kelli evde ne kadar az eşya olursa o kadar iyi olacağını biliyordum. Ayrıca ben hep çocuklardan tarafım, günümüzün hırs küpü, helikopter ebeveyn modelinden fenalıklar getirmiş durumdayım, bundan sebep ilk 120 sayfa beni çok çarpmadı fakaaattt RİTİM bölümüne gelince öylece kalakaldım. Diyor ki Payne :

Bir çocuğun gözünden ritmik yaşam şöyledir. Okul günlerinde , sabahları şunu yaparız...'', evden çıkmadan önce ... yaparız'', ''Okuldan eve geldiğimde ...yaparım'', '' Cumartesi sabahları en sevdiğim şey...,

Hayatınız ne kadar yoğunsa , çocukların ritim ihtiyacı ve ritmden sağlayacakları fayda o kadar çoktur.

Ertesi günü gözden geçirmek çocuğa şu mesajı verir: Gizli bir ajanda yok.

Gün içindeki tüm o konuşmalar, gürültüler, bağırmalar ve seslerden sonra , evdeki nezaket - lütfen ve teşekkür ederim- çocuklara tanıdık bir ninni gibi gelir.

Aile yaşamınızın ritmini artırmayı planlarken şunu sorun: Hayatımız daha kolay ve dengeli olacak mı?

İlişkiler genellikle fazla bir şey yapılmayan molalarda, boşluklarda, duraklama anlarında kurulur.

Ritimler masada size ayrılan bir yer gibidir.

--------Akşam Yemeğinin Süper Acayip Olağanüstü Önemi---------------

Akşam yemeğinin ritmi hazırlık aşamasıyla başlar. Nasıl yaparsanız yapın, çocuklarınızı hazırlığa dahil edin. Sebzeleri yıkasın, doğrasın, hiç bir şey yapamıyorsa çatal kaşığı tabakların yanına koysun.

Yemeğe sembolik bir şeyle başlayın. 10 saniye- bir dk arası sürede sessiz kalmak, dua etmek,  şükranlarını sunmak (pişirene, yetiştirene, masa başında toplanmamızı sağlayan iyi talihe), mum yakmak gibi.

Yemek sonrası temizliğe mutlaka herkes yardım etmelidir. Hazırlığa yardım bir seçenek olabilir ama temizliğe yardım şarttır.

Yiyeceğin tek amacı 'BESLEMEK' olmalıdır.

Çocuk yeni bir yiyeceği en az sekiz defa denemelidir.

Her akşam için belli bir yemek olsun. Pazartesi pilav, salı pizza, çarşamba çorba gibi. Her akşam yemek için muazzam bir enerji, ilham ve malzemeye gerek yoktur. Bu size aşırı geliyorsa bunun nedeni akşam yemeklerini artık bir grup etkinliği olarak görmemenizdir. Çocuklar televizyonun önünde yer, anne kendine salata yapar, baba eve gelirken bir şey satın alır.

---------Uyku Uyku Uyku---------------------

Uyku en temel ritimdir. Çocuğunuzun yaptığı her şey aldığı / alamadığı uykudan etkilenir

1 saat eksik uyumak çocuğu 2 alt sınıf seviyesine çeker!

Yatma saati bir ailenin en dokunulmaz ritimlerinden biri olmalıdır. En fazla 10-20 dakikalık kaymalar olabilir.

-------Sıkılmak bir armağandır.---------

Freud can sıkıntısını '' Öğrenmenin habercisi ' olarak değerlendirmiştir.

Çocuğun yakınmasına tek bir tepki verin: Birazdan yapacak bir şey bulacaksın! Bozuk plak gibi hep aynı cümleyi tekrarlayın veya ona hemen bir iş verin.

Çok yoğun ve aktif bir A günü geçiriyorsanız ardından sakin ve planlı bir S günü mutlaka gelmelidir.

Çocukları bir aktiviteden diğerine taşırken onda heyecan değil yüksek beklenti yaratıyoruz. Sırada ne var??

Spor kesinlikle serbest oyunun yerini tutamaz. serbest oyunun dağınıklığı çocuğa içsel bir esneklik kazandırır.

------Yetişkin Dünyasını Filtrelemek!!-------(En dikkat çekici kısım bence) 

Endişelenmek doğaldır ama ebeveynliği tanımlayan kelime endişe olmamalıdır.

Televizyon sadeleşmenin karşıt gücüdür ve en iyi niyetli anne-babaların kudretinden bile daha güçlüdür. Elde ettiğiniz serbest zamanı yutar, sürekli reklamlar döner, kalbinizi ağırlaştırır (SANSASYON, KORKU VE ŞİDDETLE)

Yedi yaş altı çocuğu olan ailelere televizyonsuz bir hayat tavsiye ediyorum çünkü zararı faydasından kesinlikle daha fazla, sadeleşmenin önündeki en önemli engel (Sürekli tüketmeye teşvik ediyor) ve televizyondan kurtulmak sandığınız kadar zor değil. (2-3 hafta yeterli olacaktır.)

Size hak veriyorum, televizyonun çocuk bakıcılığı işlevi önemlidir ama uzun vadede, televizyon olmadan kazanacakları alışkanlıklar onlara ve size hayat boyu fayda sağlayacaktır.

Tamamen kurtulamıyorsanız bile televizyonu oturma odanızdan kaldırın, çocuk odasına ise asla koymayın.

Sessizlik önemlidir özellikle gürültülü bir dünyada. Çocuklar gürültülü bir standarda alışırsa bu seviyeyi hep yakalamaya ve devam ettirmeye çalışırlar.

Çocuklar ebeveynin duygularıyla beslenir. Endişeli iseniz medya takibinizi azaltın.

Az konuşun! Kesinlikle daha az konuşun.

Anne babaların çoğu, çocukları kendi duyguları ve kaygıları hakkında çok fazla aydınlatır. ''Başkasının arabasıyla gideceğiz canım çünkü Lizzie' nin annesinin devamlı geç kalmasından bıktım artık '' '' Trambolin mi? Tatlım anne terfi etmedi ki.Zaten zar zor geçiniyoruz'' ''Keşke tatillerde dedenlere gitmek zorunda olmasaydık''

Çocukken, gece siz arka koltukta uyuklarken, anne babanızın arabanın ön tarafında fısıltıyla konuştuğunu hatırlar mısınız? Hissettiğiniz şey bir koza içinde olduğunuzdu. Büyüklerin bazı endişeleri vardı ama size uzaktı ve her şey yolundaydı. Güvendeydiniz çünkü dönüp sizden arabayı kullanmanızı istemeyeceklerini bilirdiniz.

Çocukları yetişkin sohbetine dahil etmek onlarla ''paylaşmak'' değildir. Paylaşmak eşit ve karşılıklı bir değiş-tokuş demektir ve bir çocuk bunu temin edemez. Şu yol tabelasını unutmayın: Köprü yoldan önce buzlanır! Köprü donmaya karşı dayanıksızdır çünkü zemini yoktur. Oysa yolun altındaki toprak gerekli zemini ve ısıyı sağlar. Aynı şekilde çok fazla bilgi de çocuğu dondurabilir.

Çocukların dünyanın iyi bir yer olduğunu ve geleceğin onlara iyi şeyler vaat ettiğini bilmeye ihtiyaçları vardır. Yaşadığınız zamanı sevin.

Herhangi bir şey söylemeden önce şu üç soruyu sorun: Doğru mu? Nazik mi? Gerekli mi?

Belli sorumluluklar babaya ait olmalıdır (Dişini fırçalatması, uyku saati hazırlığı, beslenmesini hazırlama vb) . Böylece baba yardım eden değil yapan olur. Yedek oyuncu olarak kalmaz.

9 yaş altı çocuklarla onların duyguları hakkında fazla konuşmayın. (Kardeşine öfkelenmenin nedeni biraz da kıskançlık olabilir mi sence?)

Duygusal zeka satın alınamaz ve aceleye getirilemez. Küçük bir çocuğu henüz sahip olmadığı bir farkındalığa zorladığımızda kendi duygularımızı ve iç sesimizi ona yüklemiş oluruz. Onu bunaltırız.

Helikopter ebeveyni düşünürken benim kafamda daha çok çocuğuna büyüteçle bakan bir ebeveyn görüntüsü canlanıyor ama bu büyütecin hiç faydası yok çünkü size sunduğu, sevimli olamayacak, çocuğunuzu temsil edemeyecek kadar yakından bir görüntü.''

Doğrudan yol gösterin, daha az ricada bulunun. (Emniyet kemerini takma zamanı. Lütfen o kapıyı kapat.)

''Onların çocukluğunu stresten kurtarın. Karşılığında gün be gün kaçınılmaz olarak onlar da sizi kurtaracaktır.''







Benzer Yazılar

3 yorum

  1. Ufff çok güzel anlatmışsın Elif artık alıp okumak şart oldu şart.

    YanıtlaSil
  2. Ben de senin vesilenle haberdar oldum bu kitaptan çok gerekli, okumak şart...

    YanıtlaSil
  3. Kitap 1 yildir benim de elimde sürünüyordu ve ben de ilk kısımdan çok sıkılıp bırakmıştım,okuyayım öyleyse :) teşekkürler ve sevgiler

    YanıtlaSil