Muz Sesleri; Ece Temelkuran

Yazar : Salı, Ağustos 09, 2016 , , ,

kitapyurdu.com
''..ve ben güzel bir şey bulduğu anda onu kaybedeceği günü düşünmeye başlayan her Ortadoğulu gibi korktum.''








Düğümlere Üfleyen Kadınlar'la kalbimi fetheden yazardan, yine harika bir Orta Doğu romanı.  Ece Temelkuran'la bu kadar geç tanıştığıma çok üzgünüm. Tam benim kafamda, ruhen benzer olduğum üstelik kadın bir yazar bulduğum için ise çok mutluyum.

Kitap 2 bölüme ayrılmış; Biz ve Siz olarak. İlk bölüm çok daha etkileyiciydi. Malesef biraz hızlı okuduğumdan ve nasıl olsa birkaç kez daha okurum dediğimden  sonlara doğru biraz dağıldım ve sonunda ne olduğunu pek anlayamadım.

Kitapta birbirine paralel ilerleyen birkaç hikaye var; Filipina, Marwan, Jan, Setanik, Deniz, Ayşe, Nasır aklımda kalanlar. Deniz dışındakiler Beyrut'da yaşıyor. Filipinli, Suriye'li, Ermeni gibi farklı milliyetleri ve hikayeleri olan bu insanları anlatmak, her birinin öyküsünde orta doğulu olmanın ağırlığını ve çilesini berrak bir şekilde ortaya koymak   Ece Temelkuran'ın çok başarılı olduğu bir alan.

Kısaca konu şöyle: Filipina bir mülteci kampında doğuyor ve kamp bombalanmadan kısa bir süre önce Beyrut'a gönderiliyor. Elinde babasının kendisine yazdığı mektuplardan başka bir şey kalmamış.

Deniz ,Oxford'da akademik kariyer yapan, İngilizlerin soğuk, mesafeli, hallerinden, yüzeyselliklerinden ''Teşekkür ederim, özür dilerim'' lerinden  (Bunu iyi anladım çünkü Topsy ve Tim diye bir çocuk dizisi izliyoruz ve adamlar teşekkürsüz adım atmıyor sahiden) , sevgilisi Tunç'dan fena halde bunalmış, genç bir Türk kadın.

Deniz dışındaki karakterler aynı apartmanda yaşıyor ve sonunda Deniz'in yolu da -nasıl olduğunu tam anlamadım- onlarla kesişiyor.

MUZ SESLERİ

Ece Temelkuran , ortadoğu gerçeğini hem yüzeyde hem derinde çok iyi çözümlemiş bir kadın. Birkaç alıntı yapayım:
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

''İkimiz de kalçalarımızı anneanne-babaannelerimizin annesiz-babasız büyüyen iki çocuk karşısında duydukları çaresizliğe , o çaresizlikle durmadan pişirilen keklere-böreklere, dolaylı olarak da 1980 askeri darbesine borçluyuz. ''

''Bir insan bir insanda başka bir hayatın kapısını görünce aşık olur.''

''Biz dertli halklar, İngilizce'nin incelikli, özenli, kibar sözcüklerini bilmeyiz. Bu yüzden söylemeyi bilmediğimiz sözcüklerin öksüz boşluklarını doldurması için halimizden anlayacak, en az bizim kadar dertli bir halktan gelen birini sevmeliyiz.''

''..ve ben güzel bir şey bulduğu anda onu kaybedeceği günü düşünmeye başlayan her Ortadoğulu gibi korktum.''

'' Herkes kendi günahını unutur ama kimse alacağı intikamı unutmaz. Ve Ortadoğu - Tanrıların hep bu topraklarda icat edilmesi tesadüf değil- günahlardan kuruludur.''

''Sakın bana uzaklardan pahalı hediyeler göndermeye kalkma. Çünkü uzak, zengin ülkelerden gönderilen hediyeler çok acıklıdır. Yoksul evlerin iyiden iyiye kolunu kanadını kırar böyle hediyeler. Evdeki herşeyden daha kıymetli göründükleri için kendi başlarına bir ışık yaratırlar. Evin geri kalanı artık daha karanlık olur. Üstelik çocuk ne zaman oyuncağı eline alsa - acaba sadece bu topraklarda mı öyle bu?- biri mutlaka çocuğa kızar:

                           Dikkat et, dikkat et!          ''


''Savaş bizi daha yakışıklı gösteriyor  Filipina. Eğer bir gün biterse, erkekler sökülmüş lunapark oyuncaklarına dönüşecek, çürümüş plastiğimiz ortaya çıkacak. Plastik olduğumuz ortaya çıkacak. Kadınlar her sabah kalkıp başka bir hayata başlayabilirler ama erkekler..Bu topraklarda erkekler öyle bir yerinden yaralı ki ne kadar sevsen geçmez.''

''Savaş tam erkeklere, tembellere ve soysuzlara göre bir yer. Bütün erkekler bu yüzden seviyor savaşı. Kadınların kalbini kırmak için kutsal nedenler veriyor bize. Orta doğulu erkeklerin iyileşmez yaralarına bir tek barut iyi geliyor. Savaş, korkak bir erkeğin en iyi saklanacaği sistir  Filipina.''

''Bizim bu sarışın oğlanlar ibne gibi kurşun yarası sararken, o sakallı herifler savaşıp erkek oluyorlar. Onların kadınları bu yüzden mutlu. Kabul edin ne olursunuz, kadınlar avcılarla birlikte olmak ister..''

MUZ SESLERİ



''İnsanlar artık bir hikaye dinlemek istemiyor. Bir sır öğrenmek istiyor. Çünkü artık hikayelerin içinde kaybolmak istemiyorlar ; bu onlara ne kadar yoksul bir hayatları olduğunu hatırlatıyor. Bu güvenlik içinde ne kadar zavallı olduklarını. Emniyetin onları ne kadar korkak yaptığını..''

''Ortadoğuyu 'ben' diyerek anlatamazsın ama hayır! Hikayelerimizin Amerika'daki ev kadınlarının süpermarketlerden alabileceği hale getirilmesi gerekiyor. Yoksa ne? Yoksa hikayen var olamaz. Sikeyim böyle hikayeyi!

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Özetle, Ece Temelkuran'ı hararetle tavsiye ediyorum; özellikle Ortadoğuda yaşama sınavını veren herkese..





Benzer Yazılar

0 yorum