Şeytan Tüyü Var Sende

Yazar : Salı, Mart 15, 2016 ,

seda diker kitap


İlişki sorunu yaşamayan insan var mı? İster evli olun ister bekar, illa ki herkesin bir sıkıntısı var eşi/sevgilisi ile. Çağımız danışman /koç çağı malum, siz de paşa paşa bir ''ilişki uzmanı''na gidiyorsunuz ve anlatmaya başlıyorsunuz. Bir süre sonra (artık insafına kalmış, kaç seans olursa) ''Şimdi geçmiş hayatlarınızı hatırlıyorsunuz'' diyor ve siz de birden bir köle, kızılderili, imparator vb olduğunuz zamanlara gidiveriyorsunuz. Bunun adı ''regresyon terapisi''. Geçenlerde bahsettiğim Pınar da bunu uyguluyor fakat ne yaptığının gayet farkında, hafif bazen derin bir hipnoz uyguluyor. Seda Diker hipnozdan hiç bahsetmiyor, ses tonu ile hipnotize etme yeteneğine sahip sanırım. Üstelik sizi götürdüğü geçmiş yaşamınızda her şeyi sinema netliğinde hatırlıyor ve sorununuzu şıp diye çözüyorsunuz.

Uzun zamandır böyle kitaplar okumuyorum. Hem sıkılıyorum hem de  çoğu bomboş. Bu aralar hafif bir şey okuma arzusundaydım; biraz karıştırdım, fena değil gibi geldi. Hızla da okudum. Kesinlikle sıkıcı değil. İlişki ve yaşam koçluğu yapan yazar karşılaştığı vaka örneklerini sanki seansı size dinletiyormuşçasına uzun uzun yazmış, çok da iyi yapmış. Yoksa o kadar çok yazılıp çiziliyor ki kadınlar-erkekler hakkında, söylenecek yeni bir şey kalmadı gibi..

Kitap Catherine isimli bir bayanın hikayesi ile başlıyor. Catherine evli olduğu yıllar boyunca mutsuz olmuş, cinsel yaşamında da hep tatminsizlik yaşamış bir kadın.Genç bir çiftle tanışıyor ve çift kadını kendi evlerine davet ediyor. Akşam yapılacak bir seks partisine katılmasını istiyorlar fakat bu parti '' Grinin Elli Tonu'' konseptinde. Catherine önce çekinse de Albin (çiftin erkek olanı) o kadar yumuşak, nazik ve tutkulu ki razı oluyor. O gece Catherine'e bildiğin şiddet uyguluyorlar ve kadın muhteşem bir haz duyuyor.

Yazarın açıklaması şöyle:  Catherine pek çok güçlü ve çalışan kadın gibi orgazm olamıyordu. Üstelik cinsel hayatta aktifti, tabuları yoktu. Buna rağmen o hazza ulaşamamasının ardında yatan neden, kontrol etme ihtiyacıydı. Duygularını kontrol ediyordu. Güvenmemeye çalışıyor, fazla sevmemeye, bağımlı olmamaya uğraşıyordu.

Bunu pek çok Türk kadını da yapıyor. Peki bu kadar efor neden?
Acı çekme ihtimalinden kaçmak için.
Egomuz bizi acı çekmekten böyle korunulduğuna inandırır. Olumsuz duyguları bastırırız , böylece olumluları da yaşayamayız.
Çözüm acının içinden geçmektir. Endişe ettiğin, korktuğun , katlanamadığın bir duygunun içinden tepki vermeden ama farkındalıkla geçer, duyguyu sonuna kadar hisssedersen, bir süre sonra bir daha yaşamadığını göreceksin. (Ben bir şey anlamadım ,siz? )

Kitap boyunca sürekliliği olan Gamze ve Mert'in öyküsü sahiden ilgi çekici; kitabı bir an önce bitirmem öykünün sonunu merak etmem sebebiyledir.  Gamze ve Mert genç, çalışan, öz güvenleri yüksek insanlar. Ortak arkadaşları tanıştırıyor ve Mert'in sürekli yurtdışı gezileri ve isteksizliği yüzünden bir türlü buluşamıyorlar. Yazışırken çok istekli ve keyifliler aslında. Erotik olarak da kimyaları son derece uyumlu fakat Mert hep kaçak oynuyor. Aradan aylar geçiyor ve nihayet Mert hem de bir otelde yer ayırtarak Gamze'yi davet ediyor. Gamze büyük bir heyecanla, koşa koşa buluşmaya gidiyor. Odaya girer girmez adeta istemsiz bir şekilde ve sertçe birbirlerine dokunmaya başlıyorlar fakat bir noktada kadın çok rahatsız oluyor ve çıkıp gidiyor. Acı içinde geçen epey süre sonunda yazardan danışmanlık alıyor ve geçmiş yaşamlarının birinde köyünü yakıp yıkan bir imparatorun kölesi olduğunu anımsıyor, öylece danışmanın karşısında otururken, birden bütün ayrıntıları ile o yaşamını hatırlayıp anlatıyor. Mert'den niye bu kadar etkilendiğini buluyor ve adamla epey içsel bir konuşma yaparak ilişkilerini istediği noktaya taşıyor.

şeytan tüyü var sende

Catherine ve Gamze epey uç ve anlaşılmaz örnekler gibi gelse de , yazarın sürekli diğer kitabını almamız için baskı yapmasına ve değişim için çok gerekli olan ''Tam olarak ne istediğini bilmek'' konusunu çok basite indirgemesine sinir olsam da okunmayacak bir kitap değil. Çok doğru şeyler de söylüyor, örneğin:

''Kadınlar İçin Yetiştirme Hataları:

1.Kız çocuklarına sadece cinsiyetleri yüzünden ya daha yetersiz ya da daha değerli oldukları duygusunun verilmesi


Değersiz hisseden kız çocukları aile kurduklarında aşırı fadakar davranıp her sorumluluğu üzerine alırken prenses gibi büyütülenler, erkekten neyi, nasıl isteyeceğini bilmiyor.Huysuzluk, dırdır, öfke krizleri, tavır almak yoluyla istediğini yaptırmaya çalışıyor.

2.Allah'la korkutarak, cehennemde yanacağını sık sık söylemek, ''o..u'' benzeri aşağılayıcı kelimeler kullanmak

3.Erkekler hakkında korkutmak

''Namus kadının her şeyidir, gitti mi gider, kimse seninle evlenmez

Bakire değilsen kimse seni almaz

Erkeklerin tüm derdi seni kullanmak, sonra fırlatıp atar

Kızlar ulu orta gülmez, bacakları ayrık oturmaz

Erkeklerle fazla gezme, ortalıkta görünme adın çıkar''

Kız çocuklarına ne öğretiyorsunuz biliyor musunuz?  Bir kez aşık olduğunda, bu dünyanın en yanlış erkeği bile olsa, ona kul köle olmasını, mahkum olmasını sağlıyorsunuz.

Daha da tehlikelisi erkeği elinde tutması için mutlaka cinsellik yaşaması gerektiğini öğretiyorsunuz.

Bu zihniyet bugünün hasarlı ilişkilerinin temel nedenidir.
--------------------------------------------------------------------------------------------------

Uzun süreli ilişkilerde aşkı canlı tutmak için ne yapmalı? 

''İlk yapman gereken kendi başına topraklanmaktır (Sık sık bu kelime geçse de nasıl yapılacağı ile ilgili ayrıntılar diğer kitapta diyor yazar) . Gönlündeki endişeyi, özlemi, mutlu zamanlara duyduğunuz hasreti önce kendi kendine, karşında eşin varmış gibi anlat. Sansürsüzce konuşmalısın. Yani önce onu özleyen kadın ol. Sonra ''kırgın'' tarafın konuşsun. Sırayla her duyguna söz hakkı ver ve söyleyecek hiç bir şey kalmayana kadar devam et. Boğazın düğümleniyorsa , bir yastıkla sesini bastırarak istediğin kadar bağırabilirsin. Tüm bunları yazarak da yapabilirisin.

Topraklanma bittikten sonra en derinde neye kabul veremediğini bulmalısın ve bunu ona söylemeye hazırlanmalısın. Suçlayıcı bir tavır takınmadan sadece hissettiklerini söyleyeceksin. Gururunu düşünmeyeceksin (Sanki çok kolay ! )

Kalpten konuştuğun her sorun muhakkak çözülecektir.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


Kitap bana göre biraz karmaşık, asıl önemli olan noktaları es geçmiş ve pazarlama marifetiyle satışa sunulmuş. Yine de ihtiyacı olanın hassas noktalarına dokunmayı başarmış.  Özetle, eh işte kategorisinde.


bodrumda yaşam
12 mart cumartesi

Not: İtalik ifadeler kitaptan alınmıştır.

Benzer Yazılar

0 yorum