Pi, Azra Kohen

Yazar : Perşembe, Temmuz 30, 2015 , ,

Pi, Azra Kohen


Hayli gürültü koparan Pi benim açımdan maalesef hayal kırıklığı. Sebeplerini madde madde yazayım:

1. En önemli neden yazımdaki özensizlik. ''Yazar Fi ve Çi'nin başarısına güvenerek çala kalem yazmış'' düşüncesinden kurtulamadım bir türlü. 

Daha 27. sayfada Arapça bir kelime olan ''şeriat'' ı ''Şer'i yani kötülüğü at'' olarak çevirmiş Azra Kohen. Neye dayanarak acaba? 

Aynı kelimenin peş peşe üç kez kullanıldığı cümleler göz yorucu, örneğin:

''Koruyucunun korumaya adandığı şeyi koruyabilmek için kurban olmaya hazır olduğu kadar hazırdı''

''Şanssızlıktan şanssızlığa koşmuş bir şanssızlık şampiyonuydu ''

''Fark etmiş olduğu bir şeyi fark etmesi gereken birine fark ettirememiş olmanın  ağırlığı''

Anlatım bozukluğu olan ya da lüzumsuz kelimeler kullanılarak gereğinden fazla uzatılmış  cümleler de oldukça fazlaydı, örneğin:

Küçücük kalçalarının organik temizliği ve pamuklu külotunun tazeliği ??

İlk bakışta manasız ama hemen ardından içinde kaybolunacak anlara boğulmuş gözlerle bakıyordu ??

Pembeleşen suratının basıncını indirmeye çalışırken ?? kafasını tekrar çevirdi

Işığı kaybetmek üzere olan havanın diyaframında rahatladı??

Kendi hücreleriyle savaşan bir vücudun antikoruydu??

Afrika'da açlıktan ölen çocuklar, hayatlarını gündelik yaşantının zorunlu işlerinde harcayanların  kendilerini çalışmazlarsa öleceklerine inandırmaları için yemdi. (Bu nasıl cümle ?)

İnsanlara bir şey anlatmak istiyorsanız suratlarına bağırarak değil onları dahil ederek anlatmanız şarttı. Bu dahiliyete (Tdk sözlüğünde yok??) ,danstan daha iyi bir davet olamazdı.

Plaza insanlarının ''etmek'' fiilini ekleyerek Türkçe' leştirdiklerini düşündükleri pek çok manasız fiil vardır; ''puşe etmek'' gibi (zorlamak anlamındaki İngilizce push  fiilinden türetilmiş) . Bu gereksiz tavır Pi'de ''...da olmak '' olarak karşımıza çıkıyor. Mesela:

Beklemede olmak? Neden beklemek değil?

Çabada olmak ?Neden çabalamak değil?

İhanette olmak? Neden aldatmak ya da ihanet etmek değil?

Ya yaşamın yanında varoluşa saygıdaydınız ya da tam karşısında canın yağmasındaydınız?

Hele şimdi asla ihtiyaçta değilsin?

Artık korumada olmalısın?


2. İlk kitaptaki sağlam karakterlerin, özellikle Bilge'nin saçmaladığı, ''Yok artık'' dedirttiği bir kurgu var. Bilge gibi sağlam bir kızın Can'ın büyüsüne kapılması pek olası değil, hele ki Ali gibi tam da kendi frekansında bir adam ona aşıkken. Can-Bilge aşkı bana çok zorlama geldi. Keza , Duru'nun tekrar Can'la olmasını ve Sadık Kolhan'ın Özge tutkusunu da anlaşılır bulmadım. 

Hamile olan Bilge'nin habire balık yağı içmesi, üç öğün balık yemesi (bebek daha zeki olsun diye), gebe bir kadının kendine dokunulmasına izin vermemesi gerektiğinin savunulması (cinsel anlamda) ve Can'a multivitamin içirmesi ayrıca tuhaftı.  


3. Pi'de  ilişkiler sakız gibi uzuyor. Türk dizilerindeki ''Baygın müzik eşliğinde bakışan çiftler'' klişesi 20 dakikalık diziyi 120 dakikaya çıkartıyor ve izlerken fenalık geçiriyoruz ya, aynen o etkiyi yaptı bende. . Her hangi bir olay olmadan sayfalarca gereksiz ayrıntı okuyoruz. Can'ın, Özge'nin, Sadık Kolhan'ın beyninin kıvrımlarında kayboluyoruz; duyguları, düşünceleri satır satır yazılıyor, nükleer enerjiden girilip medya teröründen, siyasetten çıkılıyor.

4. Kitabın adı neden Pİ? Gözden kaçırmış olabilirim, zira son 200 sayfayı epey hızlı okudum.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Elbette beğendiğim pek çok cümle oldu; bir kısmını yazayım:

''Güzelliği akılla birleştirmiş ve üzerine amacı eklemiş bir kadından daha tehlikeli hiç bir canlı yoktu bu gezegende. Orta çağda yakılırdı bu kadınlar, Arap ülkelerinde başları kesilirdi.''

''Her birimizin bir yemi vardı hayatta, kendi yeminin ne olduğunu bilmeyen biri ne kadar zeki olursa olsun hep gafildi.''

''Sanat canınızı kurtarmaz ama varoluşunuzu kesinlikle kurtarır, sizi yaşarken ölmekten kurtarır! Çünkü insan takipçi olarak değil keşifçi olarak tasarlanmış bir organizmadır.''

''Hastalıkları ilaçlarla tedavi etmeye çalışan tıp dünyası böceklenmiş bir bahçeyi ilaçlarken, böceklerle birlikte tüm bitkileri de öldüren ilaçlama şirketlerine benziyor. İşte bu yüzden tıp artık ilerlemiyor.''

''Hayatın üfleyeceğim bir mum gibi, kendi alevimle yaktığım ama maalesef kendini yangın sanan küçük, titrek bir pasta mumu''

''Eğer Allah kitabını başkasının yorumundan dinlemeni isteseydi adını 'Okunan' koymazdı, 'Dinlenen ' koyardı. Müslümanım diyorsan alacaksın eline kitabını, kelime kelime okuyacaksın.''

''Bugün artık fikri olanlar her yerde. Peki akıllılar nerede?''

''Bu toprakların düşmesini istemiyorlar çünkü cehenneme kapıyız biz. Eğer düşersek orta doğunun tüm pisliği üzerlerine yığılacak.''

''İnsanın kendine gelmesi bir yolculuktu. Çıkmaz sokakların tuzağında, kayboluşların yamacında doğruda durursan kısa , kısa yolu seçmeye kalkarsan upuzun bir yoldu bu.''

''Çoğumuz, sürekli bir korkuyla beslenen, öğretilmiş o kıskançlıkla kösteklenen, sorgulanması yasaklandığı için sürekli engellenen potansiyelimizin cenazesine gider gibi gidiyoruz her sabah işe.''

''Sistem ne kadar güçlü olursa olsun kölelerin rızası olmadan bir hiçti aslında.''

''Dünyanın en karlı şirketi Vatikan'dı bir zamanlar, şimdiyse devletler oldu ve tüm devletlerin sahipleri bir kaç aile.''



Sonuç: Her durumda alıp okuyacaktım , Fi ve Çi çok iyiydi bence ama bu kitap en az bir kaç kez daha  gözden geçirilmeli, böyle gözü -kulağı tırmalayan bir yazım tarzı ve kurgu olmamalıydı.

Azra Kohen 2016'da çıkacak kitabı Eden'den bir kaç alıntı yapmayı da ihmal etmemiş Pi'de. Şimdiden reklama başlamış, iyi de yapmış, iyi ya da kötü ne fark eder? Yapılan kitap reklamı olsun !

Benzer Yazılar

0 yorum