Kemal, Hadi Gel Bir Kahve İçelim

Yazar : Pazartesi, Ocak 12, 2015 ,

KEMAL, HADİ GEL Bİ KAHVE İÇELİM


Kemal Sunal'ı çok sever miydim ?Yıllar içinde sevdiğimi söylemek daha doğru. Gerçekten bütün çocukluğumuz ve ilk gençliğim onun filmleri ile geçti. O zamanlar anlamıyorduk ne kadar değerli olduğunu. İnek Şaban'dı işte o. Öldüğünü nasıl öğrendiğimi de anımsayamadım.  En çok Tosun Paşa filmine gülerdim. Tellioğulları ile Seferoğulları metaforunu hala kullanırız günlük konuşmalarımızda.
Hababam Sınıfı elbette hepimiz için bir kült, Şener Şen'i, Perran Kutman'ı, Tarık Akan'ı, Münir Özkul'u ile vazgeçilmez bir seyirlik.

Kitabı aldım , kitaplığıma koyup unuttum. Geçen akşam, Eren iyileşmiş gibi görünüyordu, çocuklar uyumuştu, Şömine yanıyordu. Battaniyemi ve çayımı alıp ateşin yanına kuruldum ve kitabı bir çırpıda okuyuverdim

----Kitabı almayı düşünenler için uyarı, bundan sonrasını okursanız hevesiniz kaçabilir--

Çok ,çok etkileyici bir eser olmuş. Gül Sunal, 25 yıllık eşini gayet özenle, sıkmadan, tekrara düşmeden anlatmış. 1970'lerde çok tanınan, sevilen Kemal Sunal'ın Ertem Eğilmez'ce imzalattırılan senetler yüzünden fakirlik içinde geçen ilk evlilik yıllarını okumak çok şaşırttı beni. Minicik dikdörtgen penceresi olan bir bodrum katında oturuyorlar birkaç yıl. Ali o evde doğuyor 1977'de. O kadar rutubetli bir ev ki taşınırken yatak karyolasının başını duvara yapıştığı için yerinden çıkaramıyorlar! Bunu yaşayan koca bir star, Kemal Sunal. Günümüzde tek diziyle aktör -aktris olanları düşünüyorum  ,onu da geçin Asena Erkin diye bir şahsiyet var mesela, bir futbolcu eşi, sıfır beden olması, abuk subuk kıyafetleri ve gece klüplerinde çıkardığı olaylar dışında bir özelliği varsa bilen söylesin, kadına star muamelesi yapılıyor. Hey gidi hey..Neyse,

Ertem Eğilmez'den yakayı kurtardıktan sonra biraz toparlanıyorlar, ev alıyorlar ama bu sefer de sinema devri kapanıp televizyon devri başlıyor. Kemal Sunal dizide oynama fikrinden hiç bir zaman hoşlanmamış, hele reklamda oynama fikrinden nefret etmiş. Bence o filmlerinde canlandırdığı saf, tertemiz adam tiplemesinin gerçek hayatta da vücut bulmuş haliymiş. Belki de o yüzden halkın gözünde bu kadar değerlidir hala.( İlber Ortaylı'yı, Mazhar Alanson'u reklamlarda görünce yaşadığım hayal kırıklığını anlatamam.)


Hayatı boyunca  82 filmde rol alan Kemal Sunal'ın aktörlüğü ve  filmografisi göz kamaştırıcı ama bu kitaptan sonra ben onun insanlığına ve babalığına hayran oldum en çok. Çocuklarına ve eşine delice düşkün, sonuna kadar mütevazi ve alçakgönüllü, komşuluğa, arkadaşlığa ve akrabalığa çok değer veren bir adammış o. Yılbaşları, doğum günleri, evlilik yıldönümleri, bayramlar gibi özel günleri hiç atlamazmış. Dışarıya çıktıklarında, etrafını saran hayran kitlesinden dolayı rahat edemediklerinden çoğunlukla herkesi eve çağırırlarmış. Gül Sunal'ın her zaman misafire hazır bir eş olmasını da çok takdir edermiş.

Gül Sunal Afyon Sandıklı doğumluymuş ve o yörenin çok acayip, komik bir ağzı varmış. Kemal Sunal'ın en büyük eğlencesi eşini o şive ile konuşturmakmış. Günlük yaşamında da çok eğlenceli bir insanmış ama çok konuşmaz, olur olmaz yerde espri yapmazmış. Çok iyi gözlem yapar, yeri ve zamanı geldiğinde biraz da abartarak anlatırmış olan biteni.

Sandıklı Şivesin'den bir örnek 

Üniversiteye tekrar başlamak ,Fransızca ve İngilizce öğrenmek onu çok heyecanlandırmış. Bitirme tezi olarak Televizyon ve Sinema'da Kemal Sunal Güldürüsü'nü seçmiş.

Ölümünden sonra ailenin yaşadığı travma ise anlatılamaz. Ali Sunal günlerce babasının mezarının üzerinde yatarken bulunuyor. Ezo hiç konuşmuyor ve hayatı boyunca eve köpek sokmamış anne, çocuklarının yüzünü güldürüyor diye evi köpek yavruları ile dolduruyor. Hayat, ölümü umursamıyor, devam ediyor. Ezo'nun okulunda saçma sapan bir not ortalaması meselesi yüzünden sınıf kaybetmesi gündeme geliyor ve olur da sınıfta kalırsa diye İngiltere'de bir okul bulunuyor. Mesele halloluyor, Ezo sınıfı geçiyor ama öyle soğumuş ki okuldan yine de İngiltere'ye gitmek istiyor. Tam da ikiz kulelerin yıkıldığı o uğursuz günde Ezo'yu okula yerleştiriyorlar, içlerine hiç sinmese de. Ağlaya ağlaya dönüyorlar Türkiye'ye ve asıl büyük şokla karşılaşıyorlar. Çalıştıkları banka- neden anlamadım- batmış, bütün birikimleri gitmiş. Ezo'nun okulu bitene kadar büyük sıkıntı yaşıyorlar üstelik Gül Sunal hakkında çete kurmaktan dava açılıyor.

Davetlerde giyebeileceği tek elbise buymuş Gül Hanımın, albümünde pek çok resimde bu elbise üstündeymiş 


Bana kalsa bütün kitabı anlatırım ama o kadar güzel, neşeli ,bazen de hüzünlü anılarla, anektodlarla dolu ki kitap, hepsini anlatmak çok ama çok uzun bir yazıyı gerektiriyor.

Umarım çok kişi okur ve  bu dünyadan Kemal Sunal isimli tertemiz , naif, karıncayı incitmeyen bir adamın geçtiğini bilir.

Seni özledik Melek Şaban..Karın ve çocukların kadar olmasa da çok özledik.Yapacak onca şey varken erkenden gitmen acı da olsa sen bu dünyaya fazlaymışsın..

Benzer Yazılar

0 yorum