Metin Hara, Aşkın İstilası Yol

Yazar : Salı, Kasım 04, 2014 , ,

Metin Hara, Aşkın İstilası Yol

Çok satan bu kitaba ,biraz da isminden dolayı mesafeli durdum. Ta ki yazarın  Ayşe Arman'la yaptığı röportajı okuyana kadar. Henüz 32 yaşındaki  bu genç adam , pekala bir reklam oyuncusu gibi görünüyordu. Rahat , spor giysiler içinde pozlar vermişti. Kendisinden ''yeni çağın dervişi'' diye söz edildiğini okuduğumda bayağı şaşırdım. Alfa ve beta dalgaları ile ilgili, çok da önem vermediğim bir şeyler anlatıyordu, ayrıca Çapa'da fizik tedavi okumuş bir fizyoterapistti. Facebook'da bir arkadaşım güzel bir alıntı yapmış kendisinden , iyice merak ettim ondan sonra.



Metin Hara, Aşkın İstilası Yol
kendi kaleminden, Metin Hara
Okunmasını tavsiye eder miyim? Kesinlikle ederim. Yazar ruhsal ve bedensel ''ŞİFA''nın karmaşık teknikler gerektirmediğini, hayal kurmayan insanın yavaş yavaş öldüğünü, hastalıkların ya da bizi rahatsız eden ağrı, kaşıntı, eklem tutukluğu gibi belirtilerin kendimizi tanımamız için bir yol olduğunu çok tatlı bir şekilde anlatıyor, 400 sayfa boyunca.

Giriş kısmından sonra yaklaşık 30 sayfa boyunca beyin dalgalarını anlatıyor.Alfa ve beta üzerinde özellikle duruyor. Günümüz insanının neredeyse 24 saat boyunca betada yaşadığını , işe geç kalmak, çocuğu kreşe bırakmak, patrondan fırça yemek, kabus gibi üzerimize çöken taksitler, krediler derken sürekli bir saldırı ve savunma durumunda olduğumuzu söylüyor. İyileşme ve toparlanma ise sadece alfa dalgasındayken gerçekleşiyor. Alfa dalgası hazzın, keyfin ve mutluluğun olduğu beyin dalgası. Diyor ki:

''Betadayken yaşamda kalma korkusu varken, burada artık yaşamın kendisi vardır.Alfadayken keyif alır, eğlenir, güvende hisseder ve mutluluk duyarsın. ''

Peki, sürekli içinde bulunduğumuz bu ''beta'' halini nasıl alfaya çevireceğiz diye soruyoruz doğal olarak. Yazarın en çok önem verdiği nokta her gün 10 dakika sufi nefesi çalışmak. Sakin bir ortamda (özel bir yer olmasına, mumlara vs gerek yok , hatta ofis ortamında en kolayı tuvalet ). Rahat bir pozisyonda oturuyoruz, bağdaş kurabiliriz, kurmayabiliriz, rahat ve dik olmak yeterli. Gözler kesinlikle kapalı ve nefes mutlaka burundan alınıp verilecek. Beynimizi durdurmaya, düşünceleri kovmaya uğraşmadan, 4'kadar sayarak nefesimizi alıp, 8'e kadar sayarak veriyoruz. Hepsi bu. Bence en zoru her gün yapmak. Ama yazar bunun üzerinde o kadar çok duruyor ki mutlaka denemeli diyorum. Tüm kitap boyunca nefesten bahsediliyor ara ara.

Sonra çakralar, enerji topları, çakra dengeleme egzersizleri anlatılıyor. ''Ohooo, ben bunları zaten biliyorum'' dememek lazım. Yazar da ısrarla, yapmadıktan sonra bilginin sadece yük olduğunu anlatıyor.

Günümüzde bir terapistlik ve enerji modası var malum. Herkes guru, herkes üstat . Yazar ''usta'' kelimesini kullanıyor ve iyi bir ustayı tanımak için önerisi şu: Maneviyatla ilgili bir iş yapmasaydı bile , bu dünyada başarılı ve mutlu bir hayat sürecek zenginlikte olması. Gandi'nin yazılarında öteki alemlere ya da başka dünyalara dair hiçbir şey olmadığını, ''Benim yaşamım, benim mesajımdır'' dediğini ,bu kitaptan öğrendim. Gerçekten de önemli bir konu .

Kitap pek çok konuya değiniyor. Metin Hara danışmanlık yapan , çok da popüler bir adam . Danışanlarından yola çıkarak aşk, ilişkiler, ebeveynlik, fedakarlık üzerine epey yazmış. Özellikle fedakarlık  kısmına tamamen katılıyorum. Gül gibi eşlerin aldatılmasını anlayamıyoruz ya, yazar diyor ki ''Evdeki eş herşeyi üstlendikçe, hem erkek hem kadın oldukça, adam kendini beceriksiz ve aptal hissetmeye başlar. Bundan rahatsız olduğu için de kadını aşağılama yoluna gider ve yanında kendisini güçlü, akıllı biri gibi hissettiği daha vasıfsız, genç veya çirkin birini bulur.''




Metin Hara, Aşkın İstilası Yol

Metin Hara, Aşkın İstilası Yol

Son 100 sayfa hastalıklarla ilgili . Benim de benimsediğim ve yazdığım Hastalık iyileşmeye giden yoldur anlayışı tekrar önümüze çıkıyor.  ''Önce zihin sonra beden hastalanır '' diyor Metin Hara.




Finali yol haritası vererek yapmış:




Beni rahatsız eden yazarın bazı noktalarda çok kişisel olan bakış açısı oldu. Mesela ''Erkeklerin saçının dökülmesi testosteronla ilgiliyse, ben de erkeğim, benim neden dökülmüyor?'' diyor. ''Ben içtim, bişey olmadı'' diyen radyasyonlu bakanı hatırlatıyor bana bu yaklaşım.

Bir de kitapta onlarca cümlede kullanılan ve bitişik yazılan ''Ruhparçam'' kelimesi çok rahatsız etti beni. İki ayrı kelime, gayet net bir şekilde ayrı yazılması gerekmiyor mu Metin Bey?

Basit dili, gerçekçi bakış açısı , 12 yaşında başlayan kişisel gelişim tecrübesinden damıtılmış değerli bilgileriyle okunmayı hak ediyor ''YOL''.

İyi yolculuklar.

Benzer Yazılar

0 yorum