Buruk Anılar, Danielle Steel

Yazar : Pazartesi, Aralık 30, 2013 ,



Ah bu Yeşilçam ekolü ! Bizim Canan Tan'ın Amerikan versiyonu olan Danielle Steel'in okuduğum ikinci kitabı bu. İlkiyle çok benzeyen konu ve kahramanları ( sanki bir şablonla yazıyor yazar ; sadece isimler değişmiş) ile şaşırtmayan ama yine de merakla okuduğum bir kitap oldu. 80'li yıllarda çocuk olanların ruhunu ele geçirmiş olan mutlu aileler, çok çocuklu şen sofralar , rengarenk Kodak kareleri , yuvayı yapan dişi kuş gibi klişeler yüzünden belki de severek okuyorum böyle kitapları.

En küçüğü 9 yaşında olmak üzere dört çocuğu olan ve hala manken fiziğindeki (!) India kocaman ,bakımlı bir evde çocuklarıyla dopdolu bir yaşam sürüyor. Kocası her akşam yedide evde oluyor. Hafta sonları sinemaya ,yazları yazlık evlerine gidiyorlar. Tabiki bir de köpekleri var. India'nın hayatı hizmetçilik ve şoförlükle geçiyor. Sürekli çocuklarını ordan oraya taşıyor. Tenis , bale, futbol, yüzme dersleri arasında koşturup duruyor.Kocasının kendisini sevdiğini ,çok mutlu olduğunu düşünüyor.

India bacımız bekarken çok başarılı ,epey de ses getiren çalışmalara imza atmış bir fotoğrafçıdır. Baba mesleği olan fotoğrafçılığa tutkuyla bağlıdır ancak yontulmamış kalas kocası Doug'un evlenmek istiyorsa Amerika'ya taşınması (Afrika'da savaş muhabiridir) ültimatomu üzerine New York'a taşınır ve ilk çocuğunun doğumu ile annelik denen dünyanın en güç mesleğine adar kendini. Zaten Mr.Kalas çocukları olduktan sonra işini bırakacağına dair söz almıştır ve Türk olduğundan şüphelendiğim India bir halt varmış gibi gönüllü hizmetçilikte 14 yıl kariyer yapar.

Muzur arkadaşı Gail ve fotoğraf ajansı patronu Raoul yeteneğini çöpe attığını söyleyerek India'yı dürtmektedirler. Bacımız ufaktan fotoğraf işine dönmeyi planlarken Mr. Kalas'ın acayip direnişi ile karşılaşır. Doug'a göre dişi kuş bekarken bir heves Afrika'larda gezmiş tozmuştur. Babası gibi serseri mi olmak istiyordur? Dört çocuk, kocaman bir ev, ödenen faturalar, futbol maçlarında ve diğer aktivitelerde çocukların resimlerini çekmek neyine yetmiyordur?

Aslında adam böyle odun olmayıp azıcık eşini takdir etse kadıncağız hiç huzurunu bozmayacaktır ama damarına damarına basan kocası sayesinde iş inada biner.Meğersem kocası ona hiç saygı duymuyor hatta belki de sevmiyordur bile!

O yaz , yazlıktaki komşuları India'yı bir tekne partisine çağırır ve bingo ! Bay mükemmel karşısında durmaktadır. Ultra zengin ,ultra fit (hemi de 57 yaşında) Paul'le India zamanla çok iyi dost olur. Paul harika bir kadınla evli ve eşine çok sadıktır.

Sonrasında olaylar olaylar...ve mutlu son.

Ne diyim ? Allah her mutsuz kadının karşısına hazırda bekleyen birer Paul çıkarsın inşallah:)

Benzer Yazılar

0 yorum